Harf harf hukuk
M harfiyle başlayan hukuk terimleri
598 terim ve kaynaklarıyla açıklamaları.
Maada
…başka
Maarif
Tahsil ile elde edilen ilim, malûmat, bilgi. meharet. üstadlık. hüner.
Madde-i sabıka
Yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler
Maddi edim
Borçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü
Maddi Gerçek
Gerçeğin delillerle canlandırılması.
Maddi Hata
HMK`nın 304. maddesine göre düzeltilebilecek “yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar”, olayın gelişinden ve dosyanın incelenmesinden bir…
Maddi mal
Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.
Madersahi
Anaerkil
Madrûb
Dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş
Madun
Alt aşamada bulunan, birinin buyruğu altında görevli,Ast.
Mafevk
Üst
Mağdur
Haksızlığa uğramış
Mağsûb
Gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer
Mahakim
Yargı Kurumları, Mahkemeler
Mahalli hukuk
Yöresel dar hukuk.
Mahalli idareler
Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır
Mahcur
Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı
Mahcuz
Haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş
Mahdut
Sınırlanmış; tahdit edilmiş
Mahfuz
Saklı; gizli
Mahir
Becerikli - İşinin Ehli.
Mahiyet
Nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü
MAHKÛM
Hükümlü veya mahkûm; yapmış olduğu fiilden dolayı hukukî açından başkasının haklarına zarar verdiği gerekçesiyle toplumdan uzaklaştırılıp islah edilen,…
Mahkumunbih
Hüküm konusu
Mahlûl
Hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan
Mahluliyet kararı
Mirasçısı olmadığı için mal varlığının Devlete kaldığına dair mahkeme kararı.
Mahpus
İradesi dışında, bir mekanda tutulan, hapsedilen
Mahrukat
Yakacak,yakıt.
Mahrum
Yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen
Mahsulât
Mahsuller; ürünler
Mahsup
Hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş
Mahsup etmek
Borcunu alacağından düşmek
Mahsus
Özgü; özel; müstakil; özel olarak
Mahzar
Erişen, ulaşan.
Maiyet
Üst görevlinin yanında bulunan kimseler, alt kademedekiler.
Makable Şamil
Geçmişe uygulanan, geçmişe şâmil olan.
Makable şâmil
Geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen
Makable Şümul
Bir yasanın kabul ediliş tarihinden önce gerçekleşmiş suçlara uygulanmamasını sağlayan bir hukuk kuralıdır. Yeni yasanın geçmişe uygulanması, ancak…
Makable teşmil
Bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi
Makaddim
Takdim eden dilediğini öne alan ve ileri geçiren,her şeyi yerli yerine koyan demektir.
Makrûn
Yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış
Maksûr
Kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı
MAKSUT
KAST EDİLEN- İSTENİLEN GÜDÜLEN AMAÇLANAN.
Maktu
Götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız
Maktul
Kasten öldürülen kişi. Ölen,öldürülmüş kişi
Makul
Akla Uygun- Mantıklı- Ölçülü.
Makule
Çeşit; tür; soy
Mal
Hakikî veya hükmî bi kimsenin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü (Varlık, servet, para, ticaret eşyası gibi.)
MALEN SORUMLU
Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddi ve mali sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya…
Malik
Mülkiyet hakkı sahibi; bir şeye sahip olan kişi. bir malın sahibi
malpraktis
bilgisizlik, tecrübesizlik ya da hekimin hatasından dolayı hastanın zarar görmesi
Malumat
Bilgi
Malumatfuruş
Bilgiçlik taslayan
Malumat-i zaruriyye
Zorunlu bilgi
Malül(ma'lul)
Hastalıklı, sakat, bozuk veya eksik.
Mal birliği
Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve…
Mal Ortaklığı
Eşlerin, ortaklığa girecek mal ve gelirleri sınırlandırmamış olduğu ve bunlar üzerindeki mülkiyet hakkını ortaklaşa kullanarak hiçbir payında…
Mamafih
Bununla birlikte, durum böyleyken manalarına gelir
Mamelek
Malvarlığı
Mansub
Atanmış; nasbolunmuş
Marazı Akliye
Akıl Hastalığı
Marifetiyle
Yoluyla;aracılığıyla
MARUF
BİLİNEN, TANINAN
Maruz
Arzolunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan
Masarif
Masraflar; giderler
Masarifi muhakeme
Muhakeme masrafları
Maslahat
Emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş
Masrûf
Sarfedilmiş; harcanmış
Matbu
Basılı; basılmış
Matlab
Talep olunan; istenen şey
Matlubat
Alacaklar; istenen şey
Matlup
İstenilen şey. alacak. muhasebe kayıtlarında alacaklı hesabın yer aldığı taraf. muhasebe kaydının sol tarafı.
Matrah
Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.
Matuf
Yöneltilmiş; yönelik
Mazarrat
Zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme
Mazbata
Tutanak
Mazbut
Düzenli, düzgün, beğenilen. Ele geçirilmiş, zaptedilmiş.
Mazbut vakıf
Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf
Mazhar
Erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma
Mazireti sahiha
Gerçek engel
Mazmûn
Ödenmesi gereken şey
Maznun
Zanlı; sanık
Mazruf
Zarf içine konmuş, zarflı.
Mazul
İşinden çıkarılmış, kovulmuş, azledilmiş.
Ma'dûd
Sayılı;
Meail
Sorunlar
Mebaliğ
Meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar
Mebânî
Binalar; yapılar
Mebde
Evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur
Mebi
Satılan şey
Meblâğ
Para tutarı; akçe
Mebnî
Buna dayanan; ....den dolayı; ......den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu
Mebni
Üzerine binâ edilmiş,oturtulmuş,dayanmış,dayanarak.
Mecâri
Su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar
Meccanen
Parasız olarak, bedava, ücretsiz; beleş, karşılıksız
Meccanî
Parasız; bedava
Mecelle
Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye veya kısaca Mecelle, 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen İslami özel…
Mecmu
Toplam, yığılmış, bir araya getirilmiş.
Mecmuu
Tümü; tamamı; hepsi
Mecra
Bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu
Mecruhiyet
Yaralama
Mecur
Kiralanan şey kiraya verilen mal , eşya
meczum
anlaşılan
Mecz Etmek
Kendinde bir araya getirmek, içine almak.
Meçhul
Bilinmeyen; tanınmayan
Meçzum
Anlaşılan
Medar
Dayanak; yardım; elverişli
Medarı tatbik
Uygulanabilir
Medar-ı Mesuliyet
Bazı suçlardan sorumlu tutulma sebebi
Medih
Övgü- Övme
Medlûl
Delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan
Mefhum
kavram,bir sözün ifade ettiği anlam
Mefhumu muhalif
Karşıt kavram
Mefruğunbih
Devir konusu şey
Mefruğunleh
Kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse
Mefruşat
Döşeme; ev eşyası.
Mefsuh
Feshedilmiş
Mehaz
Bir eser yazılırken başvurulan kaynak, su akacak yer, su mecrası
Mehil
Süre; önel
Mekr
Hile yapmak, aldatmak
Mektum
1-Saklanan, gizlenen, saklı, gizli. 2-Resmi kayıtlara geçirilmeyen, devletten kaçırılan.
Melhuz
Muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir
Memalik
Ülke
Memât
Ölüm,vefat
Memnu
Menedilmiş; yasaklanmış; yasak
Memnuiyet
yasak edilme durumu, yasaklanma.
Memur
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.
Men
Yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme
Menâfi
Menfaatler; yararlar; çıkarlar
Menafil
Yararlar
Menba'
Kaynaklar; çıkış yeri
Menfaati amme
Kamu yararı
Menfî
Olumsuz
Menfii Tesbit
Borçlu olmadığının tespiti
Menfi edim
Borçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.
Menfi Zarar
Olumsuz zaradır.
Menfur
Nefret edilen, tiksinilen
Menkul
Taşınır; taşınır mal
Menkuz
Bozulan
Menşe
Kaynak; kök; başlangıç
Men etmek
Engellemek; yasaklamak
Men'i muaraza davası
Bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava
Mera
Bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu…
Merbut
Bağlı
Merci
Başvurulacak yer veya makam.
Merhun
Rehnedilen mal
Meri
Yürürlükte olan, geçerli bulunan
Meriyet
Yürürlük
Mersule
Gönderilen
Mer'i
Yürürlükte; geçerli
Mesafeli Satış Sözleşmesi
Çevrimiçi kaynaklar üzerinde düzenlenmiş hazır biçimde sunulan ve hizmet ve/veya emtiayı almak isteyen tarafın "okudum, anladım" benzeri bir seçenek…
Mesağ
Izin; ruhsat; cevaz
Mesaha
Ölçme; ölçümleme
Mesail
Meseleler
Mesâkin
Meskenler; oturulacak yerler
mesele-i hukukiye
hukuki sorun
mesele-i mukaddime
ön sorun
mesele-i müstehire
bekletici sorun
mesken
Kişinin fiilen oturduğu yer, konut
Meskûn
Içinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş
meskun
üzerinde yaşam alanı bulunan,oturulan arazi,yer
Meskut kalmak
konuşulmamak, değinilmemek
Mesmu
Dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir
Mesned
Isnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe
Mesnet
Dayanak
Mesul
Sorumlu
Mesuliyet
Sorumluluk
Meşfu
Şuf'a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal
Meşgale
iş, uğraş
Meşhûd
Görülen
Meşhudat
Şahitlik
Meşruhat
Açıklamalar verilmiş, şerhler konulmuş, tafsilât.
meşruiyet
Hukuka uygunluk.
Meşrut
Şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı
Meşruta tevliyet davası
Vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava
Meşru müdafaa
Uğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini korumak için başvurduğu yol.
Methaldar
Bir işte parmağı bulunan, bir işe karışmış olan.
Metruk
Terk Edilmiş.
Metrukiyet
Yürürlükte bulunan kanunun uygulanmaması durumu.
Mevaşi
Koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan
Mevcudat Defteri
Bir dairede veya bir ambarda bulunanların Listesini içeren defter, mevcutları gösteren envanter defteri
Mevdaddı mahsusa
Özel hükümler
Mevduat
Bankalara ve benzeri kredi kurumlarına istenildiğinde ya da belli bir vade ya da ihbar süresi sonunda çekilmek üzere yatırılan paralardır.
Mevhûm
Varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan
Mevkuf
Vakfedilen şey
Mevkufen
Tutuklu olarak
Mevkufiyet
Tutukluluk durumu, Alıkonulma durumu.
Mevkute
Belirli aralıklarla çıkan (periyodik) yayın
Mevrid
Varacak yer
Mevsuf
Belli başlı özelliklerle nitelendirilen kişi ya da şey demektir.
Mevsukiyet
Sağlamlık
mevta
Ölü, ölmüş kimse , ceset
mevzuat
Yürürlükteki hukuk kurallarının bütünüdür.
Mezkur
Bahsi geçen, Zikredilen
Mezkûr
Adı geçen, anılan, sözü edilen, zikredilen, zikrolunan.
Mezrûât
Ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler
Mezun
Izinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi
Mezuniyet
Izin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma
Me'cur
Kiraya verilen şey; kiralanan
Mihnet
Sıkıntı
Mikâp
Bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp
Milk
Kudret; tasarruf; mülk
Minval
Şekil
Miras
Ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet.
Miras Şirketi
Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.
Misillû
Benzer; örnek gibi
Mizan
muhasebede kontrol aracı olarak kullanılan, hesapların belli tarihlerde tekrar incelendikten sonra, borç ve alacak toplamlarıyla bakiyelerinin bir…
Mobbing
Çalışan bireyi pasifleştirmek, yıpratmak ve yıldırmak gibi amaçlar için huzursuz etme, aşağılama, dışlama, önemsememe gibi bilerek ve belirli bir…
Muaccel
Ivedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.
Muacceliyet
Borcun vadesinin gelmiş olması
Muaddel
Değişik
Muaddün-li-l-istiglâl
Kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya
Muadil
Denk; eşit
Muafiyet
Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş
Muâhede
Antlaşma; karşılıklı ant içme
Muahedename
Antlaşma, Anlaşma vesikası, antlaşma kâğıdı, anlaşma hükümlerinin yer aldığı kâğıt, ahidnâme.
Muaheze
Kınama, Ayıplama, Eleştiri.
Muahhar
Sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki
Muallak
Havada boşta duran; sürüncemede kalmış
Muamelat
Muameleler; işlemler
Muaraza
Çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga
MUASSIR
Aynı yüzyıl içinde olan.
Muattal
İşlemez, kullanılmaz duruma gelmiş. Boş, işsiz.
muavenet
Yardım
Muavin
Yardımcı
Muayyen
Belirli; belli; saptanmış
Muayyen mâ-adâ
Başka; dışında
Mubayaa
Satın alma
Mucibince
Gereğince; uyarınca
Mucip
Gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi
Mucip sebepler
Gerektirici sebepler; gerekçe
Mucir
Kiraya veren kimse
Mudi
Bankaya para yatıran kimse.
Mugayir
Aykırı; zıt; ters
Muğlak
Flu, anlaşılması güç, anlaşılmaz, karışık
Muhabere
Haberleşme, yazışma
muhâceret
Göç, göçme
Muhaceret
Göç, göçme, yaşamakta olduğu ülkeden yabancı bir ülkeye uzun veya kısa süreli yerleşmek için gitme.
Muhacir
Göçen, göçmen, hicret eden
Muhakemat
Doğru hüküm verme ,akıl yürütme,yargılama,sorgulama
Muhakeme
Yargılama
Muhakkik
Soruşturma yapan kimse, soruşturucu, gerçeği araştıran
Muhal
İmkansız, gerçekleşmesi mümkün olmayan
muhami
avukat
Muhammen
Tahmin edilen
Muharrer
Yazılı; yazılmış
Muhassas
Tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü
muhatap
Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse.
Muhatara
Riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan
MUHAYYEL
Hayal gücüyle yaratılan, Hayal edilen.
Muhayyer
Beğenilmediğinde geri verilmek üzere (alınan ya da verilen eşya)
Muhayyerlik
Bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak
Muhdesat
Sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler
Muhik
Haklı; geçerli; uygun; gerekli
Muhkem kaziye
Kesin hüküm
muhkim
Kuvvetleştiren, sağlam kılan, ihkam eden.
Muhtar
Özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı
Muhtasar
Kısaltılmış olan, kısa, özet.
Muhtassun binnas
Kendisine tahsis edilmiş,kendisine özgülenmiş.
Muhtel
Bozulmuş, eksilmiş, zarara uğramış
Muhtelif
Çeşitli; değişik; farklı
Muhteva
Bir şeyin içindeki, içerik, anlam yükü
Muhtevî
İçeren, barındıran.
muhteviyat
içerik,içindekiler
Muhtıra
Uyarı
Mukabeleihilmisil
Karşılıklılık esası
Mukabil
Karşılık; karşı
Mukabil dava
Mukabil dava.
Mukaddem
Önce; önce gelen; daha öncede bulunan
Mukadderat
Kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler
Mukannen
Kesinleşmiş, kanunlaşmış
Mukannin
Kanun koyucu, kanun yapan
Mukarrer
Kararlaştırılmış
Mukarrerat
Kararlar; kararlaştırılan şeyler
Mukataa
Arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi
Mukavele
Sözleşme; akit; bağıt
mukavelename
Sözleşme
Mukavemet
Direniş,direnç
Mukavemet etmek
direnmek
Mukayese
Karşılaştırma
Mukayyet
Kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş
Mukayyit
Kayıt işlemlerini yapan kimse
mukim
Bir yerde, adreste oturan, ikamet eden.
Mukriz
Ikraz eden; borç veren; ödünç veren
Muktazi
Gerekli
muktebes
Yararlanmak için alınmış, aktarılmış
Munkati
Kesilmiş; ara verilmiş
Munkazi
Bitmek
Munsifane
Insaflı ölçüde
Muntafî
Sönme; ortadan kalkma
Muntazar
Beklenilmiş,intizar edilen,gözlenen
Muntazır
Bekleyen; gözetleyen
munzam
ek
Murabaha
Kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik
murafaa
duruşma, oturum
Murahhas müdür
Bir anonim ortaklıkta, temsil ve idare yetkisi şirkette pay sahibi olmayan 3. bir kişiye verilmişse bu kişiye denir. Murahhas müdür şirketi tek başına…
Murahhas üye
Temsil yetkisi yönetim kurulu üyelerinden bir ya da birkaçına devredilirse bu üyelere murahhas üye denir.
Murakabe
Denetleme; kontrol; gözetme
Murakıp
Denetçi
Muris
Kazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan. MİRAS BIRAKAN, ölümüyle, hakkında miras…
murtabıt
bağlantılı
Murtabit
Bağlantılı
Musaddak
Tasdikli; onaylı
Musaddık
Onaylayan, tasdik eden, imzalayan
Musakka
Sulu tarla;suyu bulunan taşınmaz.
Musakkaf
Üstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;
Musakkafat
Gelir getiren kapalı (damlı) binalar
Musaleh
Mirasçı
Muslihûn
Arabulucu, sulh ettiren, düzeltip iyileştiren
Mustahak
1.Bir şeye hak kazanmış, bir şeyi hak etmiş (kimse) 2.Bir kimsenin layık olduğu ödül ya da ceza.
Mutabakat
Anlaşma, uyuşma, uzlaşma
Mutad
Alışılmış; âdet olunmuş; normal
Mutad usül
Alışılmış, normal usül
Mutakabat
Uzlaşı
Mutalebe
Talepte bulunma; istemde bulunma
Mutallaka
Boşanmış kadın
Mutasarrıf
Tasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri
Mutat
Alışılmış, normal
Mutavassıt
Aracı; aracılık eden; vasıta olan
Mutazammın
Içine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen
Mutazarrır
Zarar gören kimse
Muteber
Geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam
Muteberiyet
Geçerlik; geçerlilik
Muteriz
Karşı gelen, itiraz eden, itirazcı
Mutlak Butlan
İşlem gerçekleşemez,hukuka uygunluğu imkansız durum
Mutlak hak
Herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Mutlak muvazaa
Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi…
Muttali
Öğrenme; haberdar olma; bilgilenme
muvacehe
yüzleştirme
Muvâcehe
Yüzleştirme; yüz yüze gelme
Muvafakat
Uygun görme; onama; razı olma; rızası olma
Muvaffakat
Uygun görmek, onaylamak, kabul etmek.
Muvafık
Uygun; yerinde
Muvakkat
Geçici; süreksiz
muvakkaten
geçici olarak.
Muvâzaa
Danışıklı işlem
Muvazaa
İrade ile irade beyanı arasındaki karşılıklı, bilerek ve isteyerek yaratılan uyuşmazlık
Muvazaadan arî
Taraflar arasında göstermelik bir anlaşma ve/veya sözleşme olmadan, tamamen gerçek
Muvazaalı
Danışıklı
Muvâzene
Denge
muvazene defteri
noterlerin aylık gelir ve giderlerinin kaydedildiği defter.
Muzâf
Izafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik
Muzaf
Bağlı, katılmış, izâfe olmuş, bağlanmış.
Mübâdele
Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim
MÜBADELE
Değişme, değiş tokuş
Mübalağa
Abartı, Abartmak
Mübaseret
Bir işe başlama, Girişme
Mübaşir
Yargıç tarafından verilen emir ve tedvirleri tatbik ile vazifeli adliye memurudur. Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın…
Mübayaa
Satın alma
Mübayenet
Zıtlık, iki şey arasındaki zıddiyet, aykırılık.
Mübâyenet
Birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş
Mübâyin
Zıt; aykırı; ters
Mübeyyin
Gösterir
mübhem
Açık ve belirgin olmaksızın. Belirsiz.
Mübrez
Gösterilmiş, meydana konulmuş, ibraz olunmuş.
Mücamele
Karşılıklı olarak iyi muamelede bulunma. Güzel ve hoş geçinme
Mücâvir
Komşu olan; yanında bulunan
mücavir alan
Mücavir alan, belediye sınırları dışında olup, imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır
Mücbir
Zorlayıcı; zorlayan
Mücbir Sebep
Zorlayıcı nedenler, önceden gözönüne alınmasına ve bunun sonucu olarak ortadan kaldırılmasına olanak bulunmayan ve dış bir etkiden ileri gelen olay
Mücceddeden
Yeni olarak, yeni olmak üzere, yeni baştan
Mücerred
Soyut; genel
Mücerret
Yalın Durum
Mücmel
Kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare
mücrim
suçlu
Müctemian
Topluca; toplu olarak
Müdafaa
Savunma
Müdafi
Savunucu; savunan Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı.
Müdahalenin men'i
Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.
Müdahil
Davaya müdahale eden
Müddea
Davacının dava ettiği şey; dava konusu
Müddeaaleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddeabih
Dava konusu
Müddei
Davacı; iddia eden kişi
Müddeiumumiye
Cumhuriyet savcısı.
Müddei aleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddei umumi
Savcı
Müddetname
Savcılık tarafından hükümlünün cezaevine teslimi sonrasında hazırlanan bir belgedir. Bu belge ile hükümlünün ne kadar süre cezaevinde kalacağı…
Müddet-i Muhafaza
Süre Tutum
müdde-i umumi
Cumhuriyet Savcısı,iddiacı
Müdrik
İdrak eden.
Müebbet
Sonsuz; süresiz
Müeccel
Vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş
Müeddî
Tediye eden; eda eden; doğuran
Müellif
Yazar, Kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse,
Müennes
Dişi, Dişilikle ilgili olan
Müesses
Kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş
Müessir
Tesir eden; etkili; tesirli
Müeyyid
Teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren
Müeyyide
Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı…
Müflis
Iflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir
Müfrez
Bütünden ayrılmış
MÜFTERİ
Herhangi bir olay ya da gelişme hakkında yalan söyleyen, iftira atan ve kara çalan kişi ya da kişileri ifade eder.
Mühür
Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.
Mükellef
Yükümlü; ödevli; görevli
Mükellefiyet
Yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev
Mükerrer
Tekrarlanmış, yenilenmiş
Mükerrir
Tekerrür.
Müktesebat
Edinilen, kazanılan bilgiler, edinç, kazanım
Müktesep
Kazanılmış kazanılmış hak
Müktesip
Iktisap eden; kazanan; edinen
Mülâhaza
Düşünce; görüş
Mülâhazât
Düşünceler
Mülatefe
Birbirine latife etmek. Şakalaşmak. İltifat etmek.
mülga
Kaldırılmış, ilgâ edilmiş.
Mülhakat
Bir merkeze bağlı olan yerler
Mülhak evkaf(vakıf)
Vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar
MÜLHEM
İçe doğmuş, birinin içine doğmuş, esinlenmiş.
Mülki
Ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin
Mülkiyet hakkı
Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme…
mülk arâzi
Mülk arâzi, ona malik olan kimseye en geniş anlamı ile kullanma, yararlanma hakkı veren ve mülkiyet hakkına ilişkin mutlak tasarruf yetkisi sağlayan…
Mültezem
Gerekli görülen; kayırılan
Mülzem
Bağlı
Mümas
Temas eden. Değinen
Mümâselet
Benzeme; benzeyiş; andırma
Mümasil
Örnek; misâl; benzeyen; andıran
Mümellek-ün-leh
Kendisine bir şey temlik olunan kimse
Mümellik
Temlik eden; mülk olarak veren kişi
Mümessil
Temsil eden; temsilci
Mümeyyiz
Sezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse. iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayıracak durumda olan.
Mümtâz
Üstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı
Mümtazen
Olağanüstü yükselme, fevkalade yükselme
Mümteni
Çekinen; imtina eden; olamaz;
Mümzi
İmza sahibi, imza eden
MÜNADİ
Kamuya duyurulmak istenilen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse.
Münafi
Zıt, Aykırı, Hukuk Kuralına Uymayan, Ters Düşen.
Münakale
Bir taşınmazla ilgili yeni kayıtla eski kayıt arasında bağlantı kurma. (tedavül)
Münakaşa
Artırma ve eksiltme.
Münasip
Uygun
Münâzaa
Uyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık
Münazaa
Çekişme, iki taraf arasındaki düşmanlık
Münaziünfih
Niza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu
Münbais
Doğan; ileri gelen
Müncer
Sonuçlanan; şu veya bu sonuca varan
Müncezib
Beriye çekilen, cezbedilen
Mündemic
Içinde bulunan; (içinde)yatan
Mündemiç
Bir şeyin içinde var olan, bulunan, saklı olan.
Münderecat
Içerik; kapsam; içindekiler
Münferiden
Tek tek; ayrı ayrı; tek başına
Münferit
Tek, ayrı, kendi başına
Münfesih
Infisah etmiş; bozulmuş; dağılmış
Münhal
Boş, görevlisi bulunmayan.
Münhasır
..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış
münhasıran
Buna has olarak. Hususi olarak, sadece, yalnız olarak, özellikle. Sadece, sâde. Bir işe veya bir şeye âit olarak. Yalnız birine özgü olmak…
Münkasem
Bölünmüş
Münkati
Kesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı
Münkir
Inkar eden
Münselip
Kaybetme, keybeden
Müntakil
Intikal eden; geçen
müntehap
şeçilen,seçilmiş bulunan
Müntehî
Nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan
müntehip
seçmen
Müntehir
İntihar eden. Özkıyımda bulunan
Müntesip
1.Bir yere, birine bağlanmış, kapılanmış, intisap etmiş olan. 2.İlgisi bulunan, ilgili.
mün'akid
İki taraf arasında resmî olarak kabul olunmuş.
Mün'akit olmak
Bir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak
müphem
Belirsiz, açık olmayan
müptezel
1-Saygınlığını yitirmiş, bayağılaşmış. 2-Çokluğu dolayısıyla değerini yitiren, değersiz.
Mürâdif
Eş anlam; aynı anlam
Mürafaa
Sözlü duruşma; genellikle Yargıtay'da veya İdare Mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad
Müraselât
Gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar
MÜREFFEH
Refah ve varlık içinde yaşayan, gönençli
MÜREKKEP FAİZ
Bileşik faiz, ara dönemlerde gerçekleşen faizlerin anaparaya eklenmesi sonucunda ortaya çıkan toplam üzerinden ödenen faiz anlamına gelmektedir.
Mürettep
Tertip edilmiş; düzenlenmiş
Mürtebit
Bağlantılı; ilişkili; ilgili
Mürtefi
Kaldırma kaldırılmış
Mürtehin
Rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip
Müruru zaman
Zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi
Mürur hakkı
Geçit hakkı
mürur-u zaman
Zaman aşımı, geçmiş zaman
Müsaade
Izin; yardım; uygun olma; serbestlik
Müsadere
Zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması
Müsakkaf
Üzeri dam ile örtülü bina
Müsamaha
Hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma
Müsâvât
Eşitlik
Müsavat
Eşitlik Eşitlik, denklik
Müsâvî
Eşit,denk anlamına gelmektedir.
Müsavi
Eşit; eş düzeyde; aynı seviyede
MÜSEBBİB
Sebep, vesile ve mucib olan. Vücuda getiren, kuran.
Müseccel
Tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış
müsnet
isnat edilmiş; yüklenmiş.
Müspet edim
Borçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü
Müspet zarar
Alacaklının borçlunun borcunu gereği gibi ifa etmesi durumunda malvarlığının ulaşacağı durum ile ifanın gereği gibi yerine getirilmemesi sonucu mevcut…
Müstacel
Ivedi; tez; hemen yapılması gerekli
Müstacelen
Ivedi olarak; acele olarak
Müstaceliyet
Ivedilik; acil olma hali
Müstafi
İsteğiyle işten çekilmiş, istifa etmiş kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş
Müstagallât-ı mevkufe
Hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar
müstağrak
Garkolmuş, dalmış, batmış
Müstahdem
Hizmette bulundurulan kimse, hizmetli, odacı, hademe.
Müstahsil
Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici
Müstahzar
Önceden hazırlanarak(eczanelerde) kullanıma sunulan ilaç
Müstakar
İstikrar bulmuş, yerleşmiş, durulmuş, karar kılınan, yerleşilen yer
Müstakil
Bağımsız, kullanış yönünden başka bir yapı ile bağlantısı olmayan, belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan.
Müstear Ad
Bir kimsenin belli bir işi yaparken gerçek ismini gizlemek amacıyla kullandığı takma addır.
Müstebit
Zorba, despot
Müstecir
Kiracı, kira karşılığı bir yeri tutan
Müstedi
Dilekçe veren, istida eden kimse
Müstefi
İstifa etmiş kişi.
Müstehak
Hak eden
müstehap
1.Hoşa giden, sevilen, beğenilen. 2. Dinen emredilmediği hâlde yapıldığında sevap kazandıran davranış.
Müstehik
Istihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık
Müstelzim
Gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu
müstemir
sürekli, kesintisiz
Müstemiren
Sürekli,aralıksız
Müstemleke
Sömürge
Müstenidat
Bir konunun açıklanmasında, onaylanmasında, kabul edilmesinde işaret edilen diğer bağlı belge. Herhangi bir mevzunun açıklanmasında, onaylanmasında,…
Müsteniden
Dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek
müstenif
istinaf eden
Müsterham
Yalvarılarak istenmiş, saygı ile ricâ edilmiş, istirham olunmuş.
Müstesna
Ayrık; istisna olan; kural dışı
Müşâbehet
Benzeyiş; benzeme
Müşâbih
Benzeyiş; benzeme
müşahede
gözlem
Müşahhas
Somut
Müşarünileyh
Adı geçen, adı anılan.
Müşârün-ileyh
Adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse
Müşavere
Danışım, danışmak.
Müşâ'
Ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal
Müşkilât
Zorluk; güçlük
müşteki
Şikayette bulunan, şahsî davacı. İlgili makama derdini aktaran.
müşteki sanık
Bir ceza davasında kişi hem işlediği iddia olunan suçtan dolayı sanık, hem de kendisinden şikayetçi olan kişiden şikayetçi ise bu kişiye verilen sıfat.
Müştemilât
Eklenti
Müştemilat
Eklenti, eklentiler
Müşterâ
Iştira edilmiş; satın alınmış
Müşterek mülkiyet
Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.
Müşterek sorumluluk (müştereken)
Birden fazla şahsın, bölünemeyen bir borcun ödenmesinden, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olup, kendi aralarında payları oranında sorumlu…
mütakabil
Tekâbül eyleyen, karşı karşıya gelen, karşılıklı durum arzeden.
Mütâlaa
Görüş; irdeleme; düşünce
Mütalaa
Adli davada bilirkişilerin verdikleri fikirler Cumhuriyet Savcısı tarafından, delillerin tartışılması aşamasında esasa ilişkin verilen beyana esas…
Müteaddit
Birden fazla; çeşitli
Müteahhidünbih
Taahüt edilen,yapılması istenilen şey
Müteahhit
Taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen
Müteallik
Ilişkin; bir şeye dair; ilgili
Müteamel
Alışılagelmiş
Mütebaki
Geriye kalan; artan
Mütecaviz
Devletlerarası hukukuna göre meşru müdafaa dışında olarakdiğer bir devlete silahla tecavüz eden devletin durumudur.
Mütedâir
Dair olan; ilişkin; değin
Mütedavil
Elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden
Mütedeyyin
Dindar
Mütefavit
Birbirinden farklı, çeşitli
Müteferri
Eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten
Müteferriât
Teferruat; ayrıntı
Müteferrik
Dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü
Müteferrika
-Küçük giderler için ayrılan para -Güvenlik kuruluşlarında şüpheli kimselerin ilgili yerlere gönderilmek için geçici olarak barındırıldıkları…
Mütegayyib
Kaybolmuş; yitmiş
Mütehammil
Tahammüllü; dayanıklı
Müteharrik
1. Yer değiştirebilen, devingen, hareketli. 2.Çalışan, işleyen.
Mütehassıl
Doğan; hasıl olan; meydana gelen
Mütehassıs
İhtisas sahibi, uzman
Mütehavvil
Değişken; kararsız
Mütekabiliyet
Karşılıklılık
Mütekabiliyet Esası
Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.
Mütekaid
Emekli
Mütekâmil
Tekâmüle ermiş kişi, ermiş, olgun, gelişkin
mütelahik
1.telahuk eden, yarışan 2.biribirinin arkasından gelen, birbirine katılan.
Mütelahik Dava
Hakların yarıştığı dava, mahkemeden istenen talebin birden fazla hukuki sebebe dayanmasıdır.
Mütemadi
Failin harekete geçmesiylehitam bulmıyarak, icrası bir müddet uzayan suçtur; kanuna muhalif olarak bir kimseyi tevkif ve hapsetmek, memnu silah taşımak…
Mütemadiyen
Devamli olarak
Mütemâyil
Eğilimli; taraflı görünen
Mütemeddin
Medeni, görgülü, terakki etmiş, şehirleşmiş olan, bedeviliği, göçebeliği bırakıp medenileşmiş olan, medeni uygar halde bulunan, şehirleşmiş
Mütemekkin
Yerleşen, ikamet eden, sakin olan
Mütemerrid
Temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen
Mütemerrit
Temerrüte düşen anlamında.Vadesinde ödenmeyen bir borç dolayısıyla borçlunun düştüğü durum.
mütemmimcüz
Tamamlayıcı parça, bir şeyin kullanılmasında, kendisinden yararlanılmasında önemli etki ve katkısı bulunan ve asıl şeyden ayrılması imkânsız veya büyük…
Mütemmim cüz
Tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça…
Mütenakıs
Çelişik
Mütenasip
Uygun; denk
Müterâfik
Beraber bulunan; karışık; birlikte
Müterafik Kusur
Birlikte Kusur (birlikte nedenleme)
Müterakki
Terakkî etmiş, yükselmiş ve ilerlemiş olan, ileri, ilerlemiş
Müterettib
Sıralanmış; ait olan; .....üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen
Mütesarlülfesat
Çabuk bozulan
Mütesavi
Eşit, denk
Mütesaviyen
Birbirine eş değerde.
Müteselsil
Zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına
Müteselsil Sorumluluk
Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.
Müteşebbis
Girişimci
Müteşekki
Şikayet eden
Mütevakkıf
Bağlı
Müteveffâ
Vefat etmiş; miras bırakan
Müteveffa
Ölmüş, ölü kimse Vefat etmiş erkek. ölü (insan için)
Müteveffiye
Vefat etmiş kadın.
Mütevelli
Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu
Mütevellit
Doğan; ileri gelen
Müttefik-un-aleyh
Üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış
Müttehaz
Verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan
Müttehit
Birleşik
Müvekkil
Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.
Müvekkile
Herhangi bir olay karşısında avukat tutmuş kişi
Müvezzi
Dağıtıcı
müyesser
kolaylıkla olan, yapılan
Müzaheret
Yardım; koruma
MÜZAHİR
Arkalayan, destekleyici, arka çıkan. Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı
Müzakere
Bir mesele hakkında karar vermeden evvel karar verecek kimseler arasında görüşlerin ortaya atılmasıdır.
Müzayaka
Sıkıntı, darlık, parasızlık.
Müzayede
Artırma; açık artırma
Müzekkere
Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığıyazı.